fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Kekliktepe

Köy için Projeler

Köylerde,İnsanlar'a benzer bir süreçten yani "Doğum-Yaşam-Ölüm" süreçlerinden geçerler...

Kentleşme sürecinde,Köylerden sanayileşmenin olduğu yerlere yani Büyükşehirlere başlayan göçlerle ülkemizde Köylerde yoğunlaşan nüfus dengesi Kentlere doğru kaymıştır..

"Doğdukları yerde doyamayanlar" diye de adlandırılan bu göçün kahramanları gittikleri yerlerde doymuşmudur bilinmez ama Akıllarının bir köşesinde hep Ata yadigarı topraklar vardır (En azından eski kuşakların)

Yeni nesil ise zaten şehirlerde doğduğundan köyüne bir anlamda yabancı kalmıştır(Buna bende dahilim)

Son Yıllarda..ilk göç eden nesilin emekli olmaya başlamasıyla birlikte, ya yaz aylarını geçirmek yada Kesin dönüş("Tersine Göç" diyebileceğimiz amaçla İlçemizdeki köylerde birer-ikişer Evler yapmaya başladılar...

Yağbasan,Murmana,Timisi...
vb..
Birçok köyde bunun örneklerini görebilirsiniz

Hatta bazı köyler Kooparatifleşerek köy'e villa tipi müstakil siteler oluşturma çabasındalar

Bu gelişmeleri heyecan ve takdirle karşılamakla birlikte "neden bizde başarmayalım" demekten de kendimi alamıyorum ister istemez..

Birlikteliğin ve Kollektif bir emeğin sonucunda bir çok işin başarıldığını görüyoruz-görüyorsunuz
Köylüler olarak,aynı coğrafyayı paylaşmak bir yana ortak bir tarihsel sürecide paylaşıyoruz..
Bu bağlamda bizleri bağlayan sadece Aramızdaki akrabalık ve kan bağı değildir..
Ortak
Acılarımız ve Sevinçlerimizdir..

....

Köy olarak geçmişte neler yapıldı yada yapılmadı bunların tartışması bizi kısır döngülerden öteye taşımadı-taşımayacaktır..

Bundan sonrası için "neler yapılabilir" bağlamında düşünmek daha verimli olacaktır

Bu bağlamda...
Bu başlık altında üretilebilecek projeleri paylaşıma açmak,değerlendirmek ve
Hayat'a geçirmek çabasıyla

Siz katılımcıların değerli fikirlerine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğunu belirtmek istiyorum

Saygılar..

Yorumlar

  • Kanola Amerika, Kanada ve Avrupa ülkelerinde yoğun olarak tarımı yapılan, ülkemizin hemen her bölgesinde çok rahat yetişebilen bir yağ bitkisidir.Yağ oranı % 40-45 olan bu yağ bitkisinden, en sağlıklı yemeklik yağlar elde edilir. Son yıllarda da ülkemizde tarımı yapılmakta ve marketlerde satılmaktadır. Kolza (kanola) olarak adlandırılan bitki Erusik Asit olarak 00 dır.

    1. Kanola ne zaman ekilir? Kanola kışlık ve yazlık ekilebilir. Kışlık ekimlerde verim daha yüksektir. Yazlık ekimlerde ise yaklaşık 3 defa su verilmesi gerekir. Orta Anadolu?da kışlık ekimler en geç 15 Eylüle kadar ekilmelidir. Yazlık ekimlerde ise bölgenin son donlarından sonra (15 Nisan 10 Mayıs arasında) ekim yapılır. Ekonomik bir kanola tarımı için kışlık ekim tavsiye edilir. Mutlaka 15 eylüle kadar ekim yapılmış ve 25 eylülde çıkışın olması gerekir. Kanola tarımının en önemli püf noktası ekim tarihinin geciktirilmemesidir. Donlar başlamadan rozet yaprak dediğimiz 4-5 yaprağın tamamlanması ve kökün derine inmesi ve büyüme konisinin toprağın altında oluşması gerekir.

    2. Toprak hazırlığı nasıl olmalı? Kanola için gayet ince bir toprak hazırlığı gerekir. Ekimi yoncaya benzer. Ekimden önce topak sulanarak tava ekilmeli yada ekimden sonra yağmurlama ile sulama yapılarak çıkış sağlanmalıdır. Eğer toprakta çimlenme olacak kadar nem varsa sulamaya gerek yoktur. 10 gün içinde çıkış olmamışsa mutlaka yağmurlama sulama yapılmalıdır. Ekimden 10 gün önce dekara 200 gr ot ilacı atılır. Ot ilacı yeterince neme sahip olan tarlaya 1-2 gün önceden atılıp toprağa karıştırılırsa ilaç daha etkili olur. ( Trifluralin).

    3. Kanola tohumu nasıldır? Kanola tohumu 2-3 mm çapında siyah renkli tam yuvarlaktır.Tescilli çeşitler genellikle ilaçlı ve boyalıdır. 1 dekara yaklaşık 700 gr tohum atılır. Yaklaşık fiyatı 12 YTL/ Kg’ dır.

    4. Ekim ne ile ve nasıl yapılır? Ekim buğday mibzeri veya pinomatik mibzerle yapılabilir. Ekim 2-3 cm derinlikte gayet yüzlek olmalıdır. Buğday mibzeri ile ekim yaparken makinenin ayarı en düşük tırnağa alınır. 1 göz açık 2 göz kapalı alacak şekilde ayarlanır. Yani sıra arası mesafe 25- 35 cm, sıra üstü ise
    8-10 cm tavsiye edilir. Bitki geniş dallanan bir bitkidir. Yaklaşık 1-1,5 metre boylanır.

    5. Gübreleme nasıl yapılır? Yaklaşık 15 kg dolaylarında saf azot ve 5-6 kg dolaylarında saf fosfor verilmelidir. Azotlu gübre 3 kısma bölünerek ( 5 kg ekimle, 5 kg Şubat sonu, 5 kg Mart sonu), fosfor ise tamamı ekimle birlikte uygulanmalıdır. Üst gübrelemede Amonyum Sülfat tercih edilmelidir.

    6. Sulama gerekirmi? Kanola Bitkisi sulamadan yetişebilen bir bitki olmasına karsın ilk çıkışın erken olması gerektiği için çimlenme yoksa mutlaka sulanmalıdır. Kışları sert geçen yerlerde çıkış 1 Ekim’e kadar olmuşsa sulama gerekmez. Çıkış 15 ekiminden sonra olmuşsa muhtemelen donma riski yüksektir. ilkbaharda sulama ihtiyacı yoktur. Fakat yapılacak 1 sulama verimi artırır.

    7. İlaçlama gerekirmi? Kanola için ilaçlama yapılmaya gerek yoktur. Ekimden önce yapılan yabancı ot ilaçlaması yeterlidir. Dekara 200 gr trifluralin % 48 e.c. kullanılır. Kanolanın ülkemizde önemli bir hastalığı görülmemektedir.

    8. Bitki gelişimi nasıldır? Kanola bitkisi ekimden kısa bir süre sonra çıkış yapar. İkinci yapraktan sonra ortadan üçüncü ve dördüncü yaprak çıkar. Kışa 6-7 yapraklı girmesi gerekir. Kışa ne kadar güçlü girerse soğuktan (don) zarar görme riski o kadar az olur. İlkbaharda havaların ısınmasıyla çok çabuk gelişen bir bitkidir. Tüm yabancı otları hemen bastırır. Sapa kalkma ile birlikte çiçek tomurcukları oluşur. Tarlada en erken çiçek açan bitkilerdendir. Bir taraftan çiçek dallanırken bir taraftan da koltuklardan yeni çiçekler açar. Tarla adeta sapsarı olur bütün arı ve böcekler kanola tarlasına dolar. Arıcılık içinde ideal bir bitkidir. Daha sonra harnuplar oluşur. bu meyveler yeşil renklidir.bir bitki 1- 1,5 metre boylanabilir ve 50 cm çapa ulaşır. mayıs sonuna doğru sararmaya başlayan harnuplar hasada yaklaşır. Bitkiden yaklaşık 2000 yeni tohum oluşmuştur.

    . HASAT NASIL YAPILIR?Hasat buğday biçerdöveriyle hiçbir değişiklik yapmadan yapılır. Kontür- kontürbatör ayarı 3 cm ye ayarlanır yaklaşık 500 devirde alt elek tamamen kapatılarak yapılır. Harnuplar tamamen sararınca hasat yapılır.Yavaş hasat yapılmalıdır. Hasad gecikirse harnuplar çatlar ve kanola tohumları kendiliğinden dökülür. Hasad gecikmişse sabahın erken saatlerinde yapılmalıdır.

    10. VERİM NE KADAR ? Verim dekar dan ortalama 200-250 kg dır. İyi bakılırsa 400 kg’a kadar çıkar. fiyatı 50 YKr./kg dolaylarındadır.

    11. DEVLET TEŞVİĞİ NE KADARDIR?
    Devlet teşviki 1 kg için 20 YKr. Ekim yapılınca il veya ilçe tarım müdürlüklerine müracaat edilir ve hasattan sonra devlet tarafından belirtilen tarihlerde teşvik ödenir.

    12. ÜRÜN KİMLERE SATILIR? Ürünü devlet olarak Karadeniz birlik alır özel sektörden yağ fabrikaları da alır. Kurulan Birçok biyodizel firması da ürünü almaktadır. Kanola dan 1. sınıf yemeklik yağ üretilebildiği gibi sanayi hammaddesi ve biyodizel (biyomotorin) üretilir .

    KAYNAK:

    http://ciftci.ksu.edu.tr/dokumanlar/kanola.html
  • ASPİR TARIMI...


    Aspir, genellikle 80-100 cm arasında boylanabilen, dikenli ve dikensiz formları olan, dikenli formların dikensizlere göre daha fazla yağ içerdiği, sarı, beyaz, krem, kırmızı ve turuncu gibi değişik renklerde çiçeklere sahip, tohumları, beyaz, kahverengi ve üzerinde koyu çizgiler bulunan beyaz taneler şeklinde olan (ender durumlarda siyah tohumlara da rastlanabilir), dallanan ve her dalın ucunda içerisinde tohumları bulunan küçük tablalar oluşturan, renkliçiçekleri (petal) gıda ve kumaş boyasında kullanılan, derinlere gidebilen bir kazık kök sistemine sahip, tohumlarında % 30-50 arasında yağ bulunan, Linoleik (Omega-6) ve Oleik (Omega-9, zeytin yağı kalitesinde) olmak üzere 2 ayrı tipi olan, yağı yemeklik olarak kaliteli, biodizel yapımında da kullanılabilen, küspesi hayvan yemi olarak değerlendirilen, kuraklığa dayanıklı, yazlık karakterde ve ortalama 110-140 gün arasında yetişebilen tek yıllık bir uzun gün yağ bitkisidir.

    ASPİR TARIMI
    Aspir tarımındaki en önemli avantaj (kolaylık), Buğday-arpa tarımında, toprak hazırlığından ürünün depoya alınmasına kadar geçen sürede kullanılan bütün alet-ekipmanların bu bitkinin tarımında da kullanılabilmesidir. Belki de bu özelliğinden dolayı, üreticiler tarafından benimsenmesi daha kolay ve çabuk olacaktır.

    Toprak Hazırlığı:
    Toprak bakımından çok da seçici olmasa da, derin, verimli tınlı, drenaj problemi olmayan ve su tutma kapasitesi yüksek, pH değeri nötr veya nötr\'e yakın (pH 5-7) olan topraklar aspir tarımı için idealdir. Daima bu tip topraklar tercih edilmelidir. Ancak, kıraç alanlarda da başarılı bir şekilde yetişebilmektedir.

    Aspir tarımı yapılacak alanlarda dikkat edilecek bir diğer önemli konu ise, tarlanın özellikle yağmur sularını göllendirmeyecek bir konumda olması, yüzey drenajının iyi olması gerekir. Eğer, tarla içerisinde yer yer çukur alanlar var ise ve yüzey drenajı da kötü ise, özellikle yağış suları ve sulama suları bu alanlarda birikerek bitkinin kök bölgesinin bazı hastalıklara açık hale gelmesine neden olacaktır.

    Toprak hazırlığı olarak, eğer tarla, bir önceki bitkiden sonra aspir ekimine kadar boş bırakılacaksa, sonbaharda veya ilkbaharda pullukla sürülmelidir. Ekimden önce ise, diskaro ile ekime hazırlamak yeterli olacaktır.

    Tarla hazırlığının ekimden hemen önce yapılması, bahar aylarında tarlada ortaya çıkacak kendi gelen bitkiler (halaza-bir önceki ve/veya diğer kültür bitkileri) ve yabancı otların yok edilmesi nedeniyle, aspir\'in ilk gelişme dönemleri için temiz, yabancı otlardan arınmış bir yetişme ortamı sağlayacaktır. Tuzlu topraklar, aspir tarımı için olumsuz etkide bulunur. Aspir\'in tuza dayanıklılığı, arpa ile aynıdır. Toprakta tuzun fazla bulunması, çimlenmeyi, verimi ve tanedeki yağ oranını düşürür.

    Gübreleme:
    Ekimden önce, toprak tahlili yaptırılarak eksik olan bitki besin maddeleri tamamlanmalıdır. Köklerin derinlere gidebildiği göz önüne alınarak, toprak tahlillerinin 1.0-1.5 m derinlikten alınan örneklerle de yapılması gerekir. Etkili kök derinliğinde, bitkinin alacağı besin maddeleri mevcut olmalıdır. Toprak tahlilinin yapılamadığı durumlarda, dekara 12-15 kg saf azot (N) hesap edilerek, bitki gelişmesine başlangıç olması için bir miktar da fosfor (P) ilavesi yapılarak ekimden önce toprağa serpilip karıştırılmalıdır. Tavsiye edilen normal fosfor miktarı, dekara 3-5 kg dır. Aynı şekilde, Potasyum (K) gübrelemesi de yapılmalıdır. Fakat, ülkemiz toprakları, genelde potasyum açısından yeterli kabul edilmektedir.

    Gübreleme açısından, piyasada bulunan ve kompoze bir gübre olan 20-20-0 gübresi en uygun olanıdır. Eğer potasyum gübrelemesi gerekiyor ise, sadece potasyum içeren gübreler ilave olarak da verilebilir. Eğer, bu 3 tip gübreyi aynı anda vermek gerekirse, yine kompoze bir gübre olan 15-15-15 gübresi seçilebilir. Bu tip gübre verilecekse, fosfor ve potasyum miktarına göre hesap yapılıp, toplam miktar belirlenmeli, eksik kalacak olan azot miktarı için de, sadece azot içeren amonyum nitrat veya üre gibi gübreler kullanılmalıdır. Eğer, topraktaki fosfor ve potasyum miktarları yeterli ise, sadece azot gübrelemesi için, daha önce bahsedilen amonyum nitrat veya üre gübresi tek başına kullanılabilir. Tahlil sonuçlarına göre, değişik alternatifler yaratmak mümkündür.

    Aspir bitkisi 3.5-4 ay gibi kısa bir sürede yetişebildiği için, gerekli olan bütün gübrelerin ekimden önce bir seferde toprağa serpilip karıştırılması gerekir. Gübrenin bir seferde ekimle veya ekimden önce verilmesi göz önüne alındığında, etki süresinin yavaş ve sürekli olması nedeniyle, üre gübresinin kullanılması daha mantıklı olacaktır. Eğer, ekimden önce toprağa karıştırılmayıp ekimle beraber uygulanacak ise, tohum ve özellikle ürenin birbirlerine temas etmemesine özen gösterilmelidir. Aksi takdirde, çimlenme ve çıkışlarda problemler yaşanabilir.

    Ekim Tarihi:
    Aspir, yazlık bir bitki olduğundan bahar ayında ekilmelidir. Ancak, kışları fazla soğuk olmayan, ılıman bölgelerde kışlık olarak da ekilmesi mümkündür. Örneğin, ülkemizde Çukurova bölgesinde kışlık olarak, Kasım ayında ekilebilir.

    Yine Çukurova bölgesi yanında, bahar-yaz yağışları olmayan veya yetersiz kalan Şanlı Urfa gibi güney bölgelerimizde (tabii kışı ılıman olmak şartıyla) kışlık olarak Kasım ayında veya Aralık ayı başlarında ekilmesi tercih edilmelidir.

    Fide döneminde, diğer bitkilere oranla soğuklara daha fazla dayandığı için, biraz daha erken ekilebilir. Ekimin 20 Mart-20 Nisan tarihleri arasında yapılması uygundur. Geç ekimlerde, bitkiler kısa kalmakta, dallanma azalmakta, verim ve tanedeki yağ oranı düşmektedir. Bu nedenle, ekimlerin zamanında ve uygun şekilde yapılması çok önemlidir.

    Sıra Arası ve Ekim Şekli:
    Değişik sıra aralıklarında ekim yapılmasına rağmen, yabancı ot mücadelesi ve kontrolü açısından, sıra arasının dar tutulması en iyi yöntem olarak kabul edilmektedir. Bu amaçla, tavsiye edilen en uygun sıra arası, 15-20 cm dir.

    Hububat ekiminde kullanılan makineler (mibzerler), aspir ekiminde de rahatlıkla kullanılabilmektedir. Daha geniş sıra aralıklarında (40-60 cm) ekim yapıldığı takdirde, yabancı ot mücadelesi ve kontrolünde sıkıntılar yaşanmaktadır. Çünkü, geniş sıra aralıkları, yabancı ot gelişimini teşvik etmektedir. Böyle durumlarda, özel aletlerle (yüksek ve ince lastikli traktörler) veya yine ekimde belli aralıklarla boş sıralar bırakılarak çapa makinesinin buralardan hareket etmesi sağlanmaktadır. Bu da fazladan masraf gerektiren, üretim maliyetlerini arttıran işlemlerdir.

    Tohumluk Miktarı ve Ekim Derinliği:
    Sıra arasının 15-20 cm olduğu durumlarda, dekara 4-6 kg tohumluk kullanılmalıdır. Bu durumda, tohumun iriliğine göre (1000 tane ağırlığı), dekarda 100.000-120.000 arası bitki (ortalama 100.000 bitki) bulunacak ve sıra üzeri mesafesi de 5 cm olacaktır. Dekara atılacak tohumluk miktarı ortalama olarak 5 kg’ ın altında olmamalıdır. Çok küçük taneli çeşitlerde daha az miktarda tohumluk kullanmak gerekir (yaklaşık 4 kg). Geniş sıra aralıklarında, tohumluk miktarı 2-3 kg civarındadır.

    Ekim derinliği, toprak şartlarına göre değişiklik gösterse de, 2.5-4.0 cm\' lik ekim derinliği en idealidir. Ekimde hiçbir zaman 5 cm\' den daha derine tohum bırakılmamalıdır. Üniform çıkışlar, genellikle sığ (yüzlek) ekimlerde sağlanmıştır.

    Ekimden yaklaşık 1-2 hafta sonra, toprak yüzeyine çıkışlar başlar. Uygun şartlarda, 7-8 günde çıkışlar tamamlanmaktadır. 4oC - 5oC gibi düşük sıcaklıklarda da çimlenme olabilmesine rağmen, 15oC - 16oC de çimlenme ve toprak yüzeyine çıkışlar daha hızlıdır. Bu sıcaklıların altında ise, çimlenme ve çıkışlar 2-3 haftaya kadar uzayabilir. Eğer, ekimden hemen sonra, aşırı yağışlar sonucu toprak yüzeyi kaymak bağlamış ise, bu durum aspirin çıkışını engelleyecektir. Çıkışı kolaylaştırmak için, tarla yüzeyinde diskli bir ekim makinesi gezdirilerek bu kaymak tabakası kırılmalıdır. Bu işlem, bitkiler toprak yüzeyine çıkmadan hemen önce yapılmalıdır. Aksi takdirde, çıkış yapmış bitkilere zarar verebilir.

    Bitkiler toprak yüzeyine çıktıktan sonra, erken dönemde büyüme ve gelişmesi oldukça yavaştır. Genç bitkiler yaklaşık 15-25 günlük bir süreyi rozet şeklinde geçirirler. Bu dönemde, genç bitkiler -7oC\' ye kadar soğuklara dayanıklıdırlar. Çeşitlere bağlı olmakla birlikte, -12oC\' ye kadar dayanıklılık da söz konusudur.

    Rozet döneminden sonra sapa kalkmaya başlarlar. Bu dönemden itibaren meydana gelebilecek herhangi bir aşırı soğuk-don olayı (-4oC, -5oC), bitkiye büyük ölçüde zarar verebilir.

    Çiçek tomurcukları (tablalar) oluştuktan sonra ise, 0oC\'nin altındaki sıcaklıklar, çiçek ve tane gelişimini olumsuz yönde etkiler. Bunun yanında, aşırı sıcaklıklara da oldukça dayanıklıdırlar. Örneğin, sapa kalktıktan sonra, 40oC - 45oC\' ye varan sıcaklıklardan etkilenmezler.

    Yabancı Ot Kontrolü:
    Aspir bitkisi, gelişmenin ilk 3-4 haftalık döneminde yabancı otlarla rekabet edemez. Bu konuda çok zayıf olduğu için, yabancı otlardan çok etkilenir. Bu nedenle, gelişmenin ilk dönemlerinde bitkiyi yabancı otlarla rekabete sokmamak için, ekimden önce tarlanın bir çıkış öncesi herbisit (ot ilacı) ile ilaçlanması ve ilacın toprağa karıştırılması gerekir veya çıkıştan hemen önce tarla yüzeyine uygulanması gerekir. Aspir tarımında çıkış öncesinde tarla yüzeyine veya ekimden hemen önce toprağa karıştırılarak kullanılabilecek ve tavsiye edilen herbisitlerden bir kaçı şöyledir; Trifluralin, Metolachlor, EPTC, Barban, Profluralin ve Paraquat. Bunlar, etkili kimyasal maddelerden birkaçı olup, ticari ilaç isimleri firmalara göre değişik isimler altında olabilir.

    Bunlardan, Metolachlor (Dual II) hem ekim öncesi toprağa karıştırılarak hem de ekimden sonra-çıkıştan önce toprak yüzeyine uygulanabilir. Diğerleri ise, sadece ekimden önce toprağa karıştırılarak uygulanır. Çıkış sonrası yabancı otların yeşil aksamına uygulanabilecek herbisit olarak “Stomp” kullanılabilir.

    Ancak, daha önce de belirtildiği gibi, ekimde sıra arasının dar tutulması (15-17 cm), yabancı otları bastıracağından, ayrı bir yabancı ot mücadelesi gerekmeyecektir. Çıkış sonrası yabancı otların kimyasal yolla mücadelesinde yeşil aksama kullanılabilecek herbisitlerin piyasada bulunamama ihtimaline karşı, ekimden önce ekilecek alanın mutlaka treflan ile (dekara 230-250 g) ilaçlanması gerekir. Bu doz miktarı, normal tarla içindir. Çok ağır topraklarda (kil oranı yüksek) bu doz 300 gr’a a kadar çıkarılabilir. Kumsal tarlalarda, Treflan dozu dekara 150-160 gr olmalıdır. Aksi takdirde, bitkilerde yanmalar ortaya çıkabilir.

    Sulama:
    Her ne kadar kuraklığa dayanıklı bir bitki olsa da, kritik dönemlerinde sulama yapılması verimi arttıracaktır. Aspir tarımında tane verimi açısından en kritik dönemler, sapa kalkma dönemi ve çiçeklenme öncesi dönemlerdir. Bu iki dönemde de, eğer havalar çok kurak giderse ve toprakta yeterli rutubet yoksa, sulanması verimi olumlu yönde arttıracaktır. Sapa kalkma dönemi, genellikle çıkıştan 20-25 gün sonraya denk gelmektedir. Çiçeklenme öncesi dönem ise, çeşitlere bağlı olarak, yine çıkıştan yaklaşık 55-65 gün sonrasına denk gelmektedir. Bu dönemlerde, eğer yeterli yağış alınamaz ise ve sulama imkanı da varsa, yapılacak ek bir sulama verimi arttıracaktır.

    Eğer sulama yapılacak ise, kuraklık belirtileri bitki üzerinde ortaya çıkmadan önce yapılmalıdır. Özellikle, bitkilerin alt yapraklarında ortaya çıkacak \"yanma\" lar (yaprakların kahverengileşmesi), bitkinin su stresine (kuraklık) girdiğinin en belirgin işaretidir. Çok sıcak havalarda, sulama yapılmamalı veya çok kısa sürede bitirilmelidir.

    Sulama ile ilgili diğer bir konu ise, sulama suyu hiçbir zaman tarla yüzeyinde uzun süre göllenmemelidir. Bu durum, bazı kök hastalıklarına uygun ortam hazırlar.

    Hasat:
    Yaprakların büyük bir bölümünün tamamen kuruduğu (kahverengileştiği), çiçek çanak yapraklarının hemen hemen kahverengiye döndüğü (geç açmış çiçek tablalarındaki çanak yapraklarında hafif bir yeşillik olabilir) ve tablaların elle kolaylıkla harmanlanabildiği ve tanelerin tamamen beyaz renk aldığı dönem hasat zamanının geldiğinin bir işaretidir. Bu dönem, genellikle çiçeklenmeden yaklaşık 4-5 hafta sonraya denk gelen dönemdir. Bu dönemde, bitkiler fizyolojik olgunluğa ulaşmış demektir ve hasat yapılabilir.

    Hasat, zamanında, geciktirilmeden hemen yapılmalıdır. Aksi takdirde, tanelerde renk değişikliği ve eğer yağış olursa, tablalarda bulunan tanelerin çimlenmesi söz konusudur.

    Hububat (Buğday-arpa) hasadında kullanılan biçerdöverler, aspir hasadında da rahatlıkla kullanılabilir. Ancak, makinenin ayarlarının uygun bir şekilde yapılması zorunludur.

    Biçerdöverin dolap hızı, hareket hızından % 25 daha fazla olmalıdır. Hasat-harman sırasında, tanelerde kırılmayı önlemek için, 55 cm\' lik batörlerde, batör hızı düşük bir seviyeye, 550 devir/dakika, ayarlanmalıdır. Diğer bir ifadeyle, çevresel hızı yaklaşık 910-920 m/dakika olmalıdır. Kontrabatör açıklığı, ön tarafta 1.5-1.6 cm, arka tarafta ise, 1.2-1.3 cm olmalıdır. Bitki artıkları nedeniyle makinenin tıkanmasını önlemek için, eleklerin sarsılma hızı, hububat için kullanılan hızdan daha fazla olmalıdır. Boş tanelerin ve sap parçalarının kolaylıkla atılması için, fan ayarının da yeterli olması gerekir.

    Hasat edilen ürünün problemsiz, uzun bir süre ve güvenli bir şekilde depolanabilmesi için tane neminin % 8 olması gereklidir. Bu oran, % 10\' u geçmemelidir.

    Sanayide İşlenmesi:
    Aspir yağlık bir ürün olduğu için, sanayide yağ elde etmek üzere değerlendirilir. Yağ elde edilmesinde, ayçiçeği işleyen tüm makineler aspir işlemeye de elverişlidir. Herhangi bir makine değişikliğine gerek yoktur. Bu nedenle, ülkemizde sanayide işlenmesi açısından hiçbir problem olmaması gerekir.

    Yağ alındıktan sonra geriye kalan küspe içerdiği % 22-24 protein nedeniyle iyi bir hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir.

    KAYNAK:
    http://www.selcukluziraatodasi.org/bitkisel/aspir.html
Giriş sayfası yap
Daha Büyük Haritayı GörüntüleWho links to my website?